Denizde binlerce balık arasında yalnız kalan bir balık varmış. Bu balığın hiç arkadaşı yokmuş. Bu balık, diğer balık arkadaşlarının yanına gittiğinde onu hep görmezden gelirlermiş. Bu durumdan oldukça sıkılan balık kendisine başka arkadaşlar bulmak istemiş. Bunun için hiç vakit kaybetmeden harekete geçmek istemiş.
Denizin kıyılarında hiçbir balığın gitmeye cesaret edemediği bir kıyı varmış. Buraya giden balıkların hiçbirisi geri dönmeyi pek beceremezmiş. Burası denizde yaşayan her canlı türü için oldukça tehlikeli bir yermiş. Bu balık da bu yola girmeye karar vermiş. Gerisini hiç düşünmemiş. Tek başına yaşamaktansa bu yolda can vermeyi tercih etmiş.
Denizin serin suları içinde süzüle süzüle ilerleyen balık bahsedilen noktaya yaklaşmak üzereymiş. İlerledikçe denizin farklı noktalarını keşfettiğini fark etmiş. İçinde bahsettikleri gibi korkudan eser yokmuş. Garip bir huzur ve rahatlık tüm vücuduna sirayet etmiş. Denizin suları arasında sızan güneş ışıkları, aynı zamanda içinin ısınmasını da sağlama konusunda oldukça başarılı imiş.
Balık, sonunda bahsedilen o tehlikeli kıyıya gelmiş. Etrafında süzülen solucanları fark etmiş. Karnı da açıkçası çok acıkmış. Solucanlardan birisini tam yiyeyim derken oltaya geldiğini fark etmiş. Oltasında hareketlilik fark eden Ali, büyük bir heyecanla oltasını çekmeye başlamış. Oltasına gelen balığa söyle uzun uzadıya bakmış. Onunla biraz vakit geçirip onu tekrar denize atmış.
Denizin serin suları ile tekrar buluşan balık, içindeki tüm korkuları yenmiş. Denizde olduğu için de çok mutlu imiş. Bir gün sonra yine aynı noktaya gelmiş. Yine gözüne çarpan solucanları onu kendisinden geçirmiş. Balık solucanı yiyeyim derken yine oltaya gelmiş. Oltasında hareketlilik olan kişi, yine Ali imiş. Ali, yine heyecanla çekmiş oltasını. Bakmış ki, oltasında aynı balık, yine ona uzun uzadıya bakmış ve onu tekrar denizin serin sularına bırakmış.
Bu süreç günlerce böyle devam ededurmuş. Balık sürekli olarak oltaya gelmiş ve Ali de onu tekrar denize bırakmış. Derken balık ve Ali iyi birer arkadaş olmuşlar. Ali de balığın adını “hemen oltaya gelen balık” koymuş ve arkadaşına hep öyle seslenmiş.